Kömürün Oluşumu, çeşitleri, sınıflandırma ve fiyatı

Kömürün Oluşumu, çeşitleri, sınıflandırma ve fiyatı

Kömürün Oluşumu, çeşitleri, sınıflandırma29.09.2013 00:00

Maden Arama Aşamaları

Maden yatakları, jeolojik süreç sonucunda oluşmuş, olağanüstü element içeren kayaçlardır. Metalik Madenler, Endüstriyel Hammaddeler ve Enerji Hammaddeleri şeklinde gruplandırılabilirler. 
Maden aramanın planlanmasında  yan kayacın özellikleri dikkate alınmalıdır. Magmatizma, yüzeysel alterasyon veya bozuşma, tortullaşma, metamorfizma cevherleşmeye sebep olabilir. Oluşumun yan kayaçla eşzamanlı olup olmaması, oluşan yatağın tipi ve şekli, ilgili elementler ve alterasyonlar, oluşum yaşı gibi parametreler aranacak madene göre arama programını dolayısı ile maliyetleri etkiler (Bakınız; Yan  Kayaca Göre Maden Yatakları Sınıflaması).
Herhangi bir madenin aranması, o bölgede gerçekleşmiş jeolojik olayların, etkili oldukları alanların, kayaç türlerinin ve geometrisinin çözümlenmesini gerektirmektedir. Arama süreci, önceden üretilmiş verilerin yorumlanmasıyla başlar, madenin üretilmesi sırasında devam eder ve madenin tüketilmesine rağmen bir süre daha devam eder. Aranan madenin oluşum özelliğine göre,

1. Öncelikle; paleocoğrafya, jeoloji, uzaktan algılama, jeokimya, jeofizik, metallojeni haritaları ve maden/zuhur bilgileri gibi temel bölgesel veriler büro çalışması ile değerlendirilir.
2. Önemli bulunan bölgelerde (provens) ön aramalar (prospeksiyon) şeklinde arazi çalışmalarına başlanır. Jeoloji, jeokimya ve jeofizik haritaları (küçük ölçekli) tamamlanır ve gerektiğinde stratigrafi sondajı yapılır.
3. Ön arama sahalarından derlenen verilerin değerlendirilmesi sonucunda, belirlenen hedef sahalarda detay aramalar (explorasyon) aşamasına geçilir. Maden jeolojisi, jeokimya anomali, jeofizik haritaları (büyük ölçekli) tamamlanır. Açınsama (istikşaf) ve rezerv sondajları yapılır. Gerektiğinde yarma/galeri gibi yöntemlere başvurulur ve teknolojik test örneği alınır.
Rezerv, tenör, parajenez, mineralojik özellikler ve teknolojik test olumlu ise madenin üretimi için gerekli diğer parametreleri de değerlendiren fizibilite raporu yazılır. Maden işletmeye hazır hale gelmiştir. 
4. Güncelleştirilmiş maden jeoloji haritaları ve diğer bilgiler ışığında üretim sürecinde karşılaşılan problemler ile üretim tamamlandıktan sonra çevrede veya daha derinde madenin devamının veya buna bağlı oluşmuş başka bir madenin bulunup bulunmadığı araştırılır.

Metalik Maden Arama Aşamalarında Bölgesel Veriler

Paleocoğrafya Haritaları

Jeolojik geçmişte, belli bir zamanda yeniden tasarlanmış fiziksel coğrafyayı sergileyen haritalardır. Karaların ve denizlerin dağılımı, karaların jeomorfolojisi, denizin derinliği, hava ve deniz akıntılarının yönü, sedimentlerin dağılımı ve iklim kuşakları gibi bilgiler içerir.

Jeoloji Haritası

"Türkiye 1/25.000 Ölçekli Jeoloji Haritası Spesifikasyonu-MTA, 1963" isimli yayında konumuzla ilgili olarak "Maden Yatakları ve İhtimalleri" başlığı altında;  
1. Daha araziye çıkmadan, jeolojik lövesi yapılacak saha içindeki madenler ve maden zuhurları tespit edilerek, paftalar üzerine konulan aydınger kağıdına işlenecek ve koordinatlarıyla tespit edilecektir. Bu madenler, aydınger üzerinde işletilen, metruk vs. gibi durumları göz önüne alınarak, özel işaretlerle işaretlenecektir.
2. Tespit edilen maden ve zuhurlar harita lövesi esnasında birer birer gözden geçirilerek hakiki durumları tespit olunacaktır. Bu mekanda büyük olan zuhurlar haritaya işlenecek, küçükler ise bir çarpı işareti, özel bir harf veya sembol ile belirtilecektir.
3. Petrografik, mineralojik etütler için ve ayrıca yatak hakkında daha etraflı bilgi edinmek üzere, tahlil için numuneler alınacaktır.
4. Mevcut maden ve zuhurların gerek harita üzerinde teorik olarak, gerekse pratik yönden arazi üzerindeki uzantıları aranacaktır. Bu maksatla, maden yatağı ve zuhurun jeolojik ve stratigrafik durumu, mineralizasyonun gidişi, cevher mineralleri, primer, sekonder mineralleri ve parajenez durumu, içindeki gang, tavan ve tabanda alterasyon olup olmadığı, cevherin konsantrasyonuna imkan veren şart ve hadiseler, magmatizma, metamorfizma veya sedimantasyon vs. cevherin tipi (sade, kompleks, masif, dissemine vs.), cevher ve steril münasebeti ve orantısı, kalınlık, dağılış, yatağın muhtemel menşei, tipi vs. tespit edilmeye çalışılacaktır. Haritaya işaret edilemeyen hususların hepsi deftere şema, kroki ve kesitlerle kaydedilecektir. İmkan varsa, muhtemel derinlik uzantıları hakkında da imkan nispetinde fikir verilecektir.
5. Maden yataklarının sınıflandırılması Lindgren (1933)’e göre yapılacaktır. Bu etüt ve sınıflandırmadan maksat, daha ileri ve detay etüt yapacak olan maden jeologlarına problemi ana hatlarıyla halletmek ve halledilecek tarafları da ortaya koymaktan ibaret olacaktır.
6. Maden yatakları ve zuhurların bir provens teşkil edip etmedikleri belirtilecektir. Bir metalojenik provens bahis konusu ise, asli karakterleri ve tip yatakları belirtilecek  ve ayrıca bunlar arasında  mühim olan bir iki yatak daha önemle  ele alınarak misaller verilecektir. İşletilen madenlerle, maden zuhurlarının durum ve jeolojik imkanları hakkında toplu bilgi verilecektir.
7. "Gerekirse yukarıdaki hususları ihtiva eden bir metalojenik harita yapılacaktır" şeklindeki ifadelerle maden aramacılığında jeolojik haritalarda beklenen detayların neler olması gerektiği görüşleri günümüz maden aramacılarınca da benimsenmektedir.

Metalojeni  Haritası / Maden / Mineralizasyon  Bilgileri

Maden yataklarının dağılımını, bunların bölgesel tektonik (jeolojik yapı ve kaya toplulukları) ile ilişkisini gösteren küçük ölçekli haritalardır. Metalojeni, maden yataklarının kökenini inceler. Özellikle maden yataklarının oluştukları zaman ve bulundukları yerin bölgesel jeoloji özellikleriyle olan ilgisini ortaya koymaya çalışır. Cevherleşmeye elverişli bölgelerin saptanmasında yararlanılabilir. 
Metalojeni haritası bulunmuyorsa, bilinen madenler ve mineralizasyonlara ait detay veya envanter bilgilerden yararlanılabilir.

Uzaktan Algılama

Ön arama aşamasında LANDSAT TM uydu sayısal görütülerinin analizi ile elde edilen verilerin COĞRAFİ BİLGİ SİSTEMİ yazılımı kullanılarak diğer yer bilimleri disiplinlerince üretilen verilerle birlikte değerlendirilmesi yapılmalıdır.

Uygulama aşamaları;

1. Kuzeyleme ve ölçek düzeltmeleri,
 2. Gerektiğinde uydu sayısal görüntü mozayiğinin oluşturulması,
 3. Görüntü analiz program paketleri kullanılarak uydu sayısal görüntüsünde alansal, spektral ve radyometrik belirginleştirmelerin yapılması,
 4. Renkli kompozitler ve tek bantlı görüntülerde renk, doku, drenaj, topografya, morfoloji, litoloji gibi kriterler kullanılarak,  alterasyon alanları, kırık hatları, antiklinal-senklinal eksenleri ve domsal yapılar gibi unsurların saptanması,
 5. Bilinen madenler ve zuhurların, görüntü üzerindeki lokasyonlarına yerleştirilmesi,
 6. Jeofizik haritalarının amaç doğrultusunda sadeleştirilerek sayısallaştırılması,
 7. Jeoloji haritasının sayısallaştırılması,
 8. Jeokimya haritalarının amaç doğrultusunda sadeleştirilerek sayısallaştırılması,
 9. Temel harita üzerine tüm verilerin projeksiyonu ve yorumlanması,
10. Önem sırasına göre hedef sahaların sıralanması ve harita basımından oluşur.

Genel Jeokimya Haritaları

Temel jeokimya çalışmaları kapsamında önceden üretilmiş haritalardır. Ön arama arama aşamasında ilave jeokimya haritaları gerekebilir. Üretilen jeokimya haritalarında genellikle dere sedimanı, toprak ve kayaç örneklerinden yararlanılır. Bazı ülkelerde ağır mineral, su ve bitki örnekleri de kullanılmaktadır. Haritanın kalitesini belirten kenar bilgilerinin yanı sıra referans bilgileri de bulunmalıdır. Örneklerin türlerinden daha önemlisi alındıkları yöreyi temsil edici (kanal, yongalama, karot vb) olması önem taşır. Kayaç örnekleri dışında kalan örnek türlerinde örnekleme döneminin aynı mevsim olması arzu edilir.

Genel jeokimya veya maden ön arama aşamasında kayaç jeokimyası uygulaması, örnekleme yoğunluğu ve yol gösterici elementler

ÖlçekHedefCevher OlmayanCevherÖrnek Yoğunluğu
BölgeselVerimli plütonun tanınmasıK, Rb, Ba, Li, Nax ,CaxCu, Pb, Zn, Sn, W, Mo, U, NiEn az her intrüzyondan 30 adet
MasifsülfitlerFe, Na, Mg, Mn, (K), (Ba)Cu, Zn, (Pb)0,2-5 adet/km2
Damar ve omatmaAs, Sb, Ta, BıxCu, Pb, Zn, Au, Ag1-10 adet/km2

( ) Bazı çalışmalarda yararlı bulunmuş, *  Yararlı olması beklenen elementler.

Jeofizik Haritaları

1. Arama konusu oluşum ve onu çevreleyen kayaçlara ilişkin; manyetik geçirgenlik, kalıntı mıknatıslanma, yoğunluk, rezistivite, IP etkisi, sismik hız, radyoaktivite, sıcaklık vb. gibi fiziksel özellikler belirlenir.
2. Arama konusu oluşumu, onu çevreleyen ortamdan en belirgin şekilde ayırt etmeyi sağlayan fiziksel parametreler seçilir.
3. Arama konusu oluşumun kendisinin bir bölümü sahanın herhangi bir yerinde, herhangi bir şekilde ortaya çıkmış ise veya benzer bir başka sahada, gerekli fiziksel parametreleri ölçebilmek amacıyla en uygun yöntem veya yöntemlerle test çalışmaları yapılır.
4. Test sonucu olumlu ise uygulamaya geçilir.

Türkiye gravite haritalarında ölçü yoğunluğu yaklaşık 5 km2 /1 adet ölçüdür. Toplam gravite ölçü sayısı 65 000 civarındadır. Havadan manyetikte ölçüler otomatik olarak her yetmiş metrede bir alınmıştır. Uçuş profilleri arasındaki mesafe birkaç kilometredir.

Jeofizik Yöntemler ve Uygulama Alanları

YöntemlerUygulama Alanları
Gravite* Yapısal araştırmalar; havza, temel kaya topografyası, domlar, fay blokları.
* Maden aramaları; barit, sülfitler, kömür ve tuzlar.
Mikrogravite * Yüzeye yakın boşluklar, çöp, dolgu, döküntü dağılım sınırı.
 * Temel kayanın durumu.* Masif cevher yatakları.
Manyetik* Yapısal araştırmalar; temel kaya topografyası, püskürük kayaçlar, sokulum kayaçları, faylar.
* Madenler
* Çevre; gömülü ferromanyetik cisimler.
Düşey Elektrik Sondajı* Jeolojik araştırmalar, su kalitesi belirleme, geniş havzalarda yapısal araştırmalar, jeotermal enerji ve su aramaları.
Elektrik Profili ve Elektromanyetik* Tuzlu su içeren ortamlar, faylar ve kirletilmiş zonlar (tuzlar yönünden). 
* Temel kayaç üzerinde yer alan bozuşmuş ve ayrışmış seviyelerin kalınlığı, litolojik dokanaklar.
IP, SIP* Madenler; dissemine ve masif sülfitler, grafit.
Manyetotellürik (MT)
* Yapısal ve stratigrafik araştırmalar, petrol, doğalgaz ve jeotermal enerji aramaları.
CSAMT* Jeotermal enerji.
* Madenler; masif sülfitler, grafit.
TEM* Jeotermal enerji.
* Madenler; masif sülfitler, grafit.
* Çevre jeofiziği; tatlı su-tuzlu su ve kimyasal kirletilmiş bölgelerin ayrımı.
* Yapısal araştırmalar.
Yer Radarı* Yer altı lağım şebekeleri, su yolu kemerleri, çeşitli boru hatları, yüzeye yakın yer altı boşlukları.
* Hidrokarbon yönünden kirletilmiş bölgeleri ve atık malzemenin niteliğini belirleme.
* Boru hatları güzergahı.
* Kırık ve çatlaklar.
Yüksek Ayrımlı Sismik Yansıma* Maden suları, içme suyu ve jeotermal kaynaklara ilişkin yapısal sorunlar.
* Maden aramaları; kömür, pirit, tuz, potasyum.
* Tünel ve galeri açılacak yerler.* Yer altı depolama alanlarının belirlenmesi.
Sismik Kırılma* Örtü kayaç kalınlığı.
* Su tablası seviyesini belirleme.
* Kırıklar, faylar.
* Ev ve endüstriyel atık yerlerini belirleme.
Sismik Tomografi* Kırıklar.
* Maden ve petrol aramaları (sismik yansıma yönteminde kayma düzeltmeleri amacıyla)
Kuyu Ölçüleri* Hidrojeoloji; litolojik ve stratigrafik araştırma.
* Kırık ve porozite belirleme, çimentolamayı kontrol.
* Maden; litoloji (yoğunluk, porozite).
* Mühendislik; kırık ve çatlak belirleme.
* Hidrokarbon; sismik  yönteme kayma düzeltmeleri ve sentetik sismogramlar yoluyla değerlendirmeye kolaylık sağlanması.
Radyoaktivite * Uranyum, toryum, potasyum.

Metalik Maden Arama Aşamalarında Ayrıntılı Veriler


Maden Jeolojisi Haritası

İşletme yapılan veya işletme yapılacak sahanın 1/5.000 veya daha büyük ölçekli yüzey topografya haritaları ile 1/1 000 veya daha büyük ölçekli yeraltı kat planları üzerinde madenin jeoloji özelliklerini gösteren haritalardır.

Jeokimya Anomali Haritaları

Detay arama aşamasında üretilen haritalardır. Toprak ve kayaç örneklerinden yararlanılır. Bazı ülkelerde  bitki örnekleri de kullanılmaktadır. Haritanın kalitesini belirten kenar bilgilerinin yanı sıra referans bilgileri de bulunmalıdır. Örneklerin türlerinden daha önemlisi alındıkları yöreyi temsil edici (kanal, yongalama, karot vb.) olması önem taşır. Örnekleme yoğunluğu aranan madenin anomali boyutlarıyla uyumlu olmalıdır. Damar tipindeki bir maden yatağının detay etüdünde, özellikle toprak örneklemesinde, aranan damara dik profil boyunca aynı damara en az iki örnek isabet edecek şekilde örnek sıklığı (yoğunluğu) planlanmalıdır. Detay arama aşamasında kayaç jeokimyası uygulaması, örnekleme yoğunluğu ve yol gösterici elementler

ÖlçekHedefCevher OlmayanCevherÖrnek Yoğunluğu
LokalPorfiriK, Ca, Rb, Sr, Mn, (Mg)Cu, Zn, Mo, S2-30 adet/km2
MasifsülfitlerFe, Mn, K, Ca, Mg, (H2O), (Rb), (Sr)Cu, Pb, Zn, (S)150-200 m aralık
Damar ve omatma-Cu, Pb, Zn, Au, Ag5-10 m aralık

( ) bazı çalışmalarda yararlı bulunmuş, *  Yararlı olması beklenen elementler.

Detay Jeofizik Haritaları

Jeolojik özellikleri tanımlanmış detay arama sahalarında, muhtemel yatağın araştırılması veya bilinen madenin devamının araştırılması amacıyla yapılan jeofizik çalışmaları sonucunda hazırlanan haritalardır. Yan kayaç ve cevherin özellikleri jeofizik metodu seçimini belirler. Ölçü yoğunluğu; yatağın boyutları, yatağın yer yüzüne olan mesafesi, yan kayaç türü ve diğer parametrelere göre değişir.
Eldeki mevcut verilerden yararlanarak dar sahalarda ön değerlendirmeler yapılması gerektiğinde, ilgili saha içine daha çok ölçüm düşmesi istenir bu nedenle saha sınırları daha geniş tutulur. Detay arama konuları ve jeofizik yöntemler

KonuDoğrudan Algılama  YöntemleriDolaylı Algılama Yöntemleri
Saçanımlı
Sülfitler
IP
Rezistivite
SP
EM
Manyetik
Radyometrik (alterasyon çalışmaları) Gravite
Masif SülfitlerIP 
Rezistivite
Manyetik
Gravite
SP
AMT
Manyetik Gravite
UranyumRadyometrik
Radon
Radyometrik
Radon
VLF
IP ve Rezistivite
Gaz Çalışmaları (helyum ve radon)
Manyetik
SuRezistivite 
EM 
Sismik 
AMT
Sismik (akifer lokasyonları) 
Gravite (temel kaya araştırmaları)
AsbestIP ve Rezistivite 
Sismik 
Manyetik
EM
PlaserManyetik (siyah kum)
IP ve Rezistivite (siyah kum)
LateritikSismik Sondajları Rezistivite Sondajları Gravite
Manyetik
Jeotermal (Sıcak Su)Rezistivite 
Pasif Sismik, 
Jeotermal Gradiyent 
AMT 
SP
Radyometrik
Misisipi
Vadi Tipi
IP ve Rezistivite 
EM 
AMT 
Gravite
Manyetik
Sismik
Örtü Kaya KalınlığıSismik 
Rezistivite 
Gravite
-
Gömülü Cisimler ve BoşlukManyetik 
EM 
GPR (jeoradar) 
Gravite 
Rezistivite

KÖMÜR TARİHÇE

İlk olarak milattan önceki yıllarda Çinliler tarafından kullanıldığı bilinmektedir. Kömür işletmeciliğine ait dokümanlar 12. yüzyıla aittir. Kömürün yoğun olarak kullanımı ise 18. yüzyılın ikinci yarısına rastlar. Özellikle gelişen sanayi ve endüstri, kömür kullanımını arttırmış, kömürü önemli bir mineral haline getirmiştir. Kömür demir-çelik sanayisinin hammaddesi olarak kullanılmış ve buharlı motorlarda, buharın oluşumu için yakıt olarak kullanılmıştır. Bugün çıkarılan kömürün büyük bölümü ise elektrik üretimi ve çeşitli alanlarda kullanılmaktadır.

Kömürün oluşumu[değiştir]

Bataklıklarda uygun nem ve sıcaklığın oluşması, ortamın asit miktarının artması, gerekli organik maddelerin ortamda bulunmasıyla bozunmuş, çürüyen bitkilerin su altına inmesi ve bataklığın zamanla üstünün örtülmesi gibi olaylar sonucu oluşur.

  • Deltalar (en kalın kömür damarlarının oluştuğu ortamlardır)
  • Göller ve nehirler (göl kıyıları, kalın kömür damarlarının meydana geldiği uygun bataklık ortamlardır)
  • Lagünler (deniz etkisinin olduğu ince kömür damarcıklarını meydana getirirler)
  • Akarsu taşma ovaları (ince kömür damarcıklarını oluştururlar).

Jeolojik devirde iki büyük kömür oluşum çağı vardır. Bunlardan daha eski olanı Karbonifer (345-280 milyon yıl önce) ve Permiyen (280-225) dönemlerini kapsar. Kuzey Amerika`nın doğusu ile Avrupadaki taşkömürü yataklarının çoğu Karbonifer döneminde; Sibirya,Asya’nın doğusu ve Avustralya`daki kömür yatakları Permiyen döneminde oluşmuştur. İkinci büyük kömürleşme çağı ise Kretase(tebeşir) döneminde başladı ve tersiyer dönemi sırasında sona erdi. Dünyadaki linyitlerin ve yağsız kömürlerin çoğu bu dönemde oluşmuştur. Kömürlerin türediği bitkilerden geriye çok az iz kalmıştır. Kömür katmanlarının altında ve üstünde yer alan kayaçlardaeğreltiotlarıkibritotlarıatkuyrukları ve birçok bitki fosiline rastlanabilir.

Kömürler yoğunluk, gözeneklilik, sertlik ve parlaklık bakımından farklılık gösterebilir. Genellikle kömür türleri bazı inorganik maddeler, genelliklede killersülfürler ve klorürler içerir. Bunlar da az miktarda civatitan ve manganez gibi bazı elementler de içerir.

Kömür: Bitkiler öldükten sonra, bakteriler etkisiyle değişime uğrar. Eğer su altında kalarak değişime uğrarsa, C (karbon) miktarı artarak kömürleşme başlar. C miktarı %60 ise turba, C miktarı %70 ise linyit, C miktarı %80–90 ise taş kömürü, C miktarı %94 ise antrasitadını alır...

Sınıflandırma[değiştir]

Kömürler çeşitli şekillerde sınıflandırılabilir. Üç tip kömür vardır: antrasit, taş kömürü ve linyit.

Antrasit en değerli kömür türüdür. %95`i karbondan oluşur. En sert kömür türü olup yandığında diğerlerinden daha fazla ısı verir. Taş kömürünün %70’i, Linyitin %50`sinden daha az bir kısmı Kömürler organik olgunluklarına göre linyitalt bitümlü kömürbitümlü kömür veantrasit tiplerine ayrılırlar.

Linyit ve kısmen alt bitümlü kömürler genellikle yumuşak, kolayca ufalanabilen ve mat görünüştedirler. Bu tip kömürlerin ana özelliği göreceli olarak çok yüksek nem içerirler ve karbon içerikleri düşüktür. Antrasit ve bitümlü kömürler ise genellikle daha sert, dayanıklı, siyah renkli ve camsı parlak görünüştedirler. Göreceli olarak nem içerikleri daha düşük olup, karbon oranları daha yüksektir.

Jeolojik olarak kömürlerin yaşları 400 milyon yıl ile 15 milyon yıl arasında değişir. Genellikle yaşlı kömürler daha kalitelidir.

Kömürler mikroskobik homojen bileşenlerine göre çeşitli kayaç tiplerine de ayrılır. Bu sınıflandırma kömürün türediği malzemeyi ve kömürleşme süreçlerini ele aldığından, aslında genetik bir sınıflandırmadır. Bu sistemde kömür dört temel tipe ayrılır: vitren, klaren, düren ve füzen.

Bir başka sınıflandırma sistemi de kömürün ticari değerine yer verir madde içeriğine ve içerdiği katışıklar dikkate alınır.

Kömür; çok eskilerden beri enerji üretiminde, sentetik boyaların çözücülerin, ilaçların hazırlanmasında ara madde olarak ve çeşitli hoş kokulu maddelerin elde edilmesinde kullanılmaktaydı. Ayrıca kömürün yakılmasıyla elde edilen gazlardan yakıt olarak yararlanılır.

Kömürün gazlaştırılması[değiştir]

Kömürün gazlaştırılması işlemi 18. yüzyılda ortaya çıkmış bir düşüncedir. Kömürü gazlaştırıp özellikle doğal gaz ve petrolün yerini alması düşüncesi vardı ve bu çalışmalar 20. yüzyılın ikinci yarısında hız verilip özellikle 1972-75 yılları arasında yaşanan petrol krizinde hız verilmiş yeni projeler üretilmeye başlanmıştır. Değişik enerji kaynakları bulma çabaları çerçevesinde kömürün ham petrole benzeyen bir sıvı yakıta dönüştürülmesi çabalarına başlanmıştır. Bu amaçla uygulanmaya çalışılan bir yöntemde proliz ve hidrojenlemedir. Bu yöntem yüksek basınç altında bir katalizör yardımıyla hidrojen ile kömürün tepkimeye sokulmasıyla gerçekleşir. II. Dünya Savaşısırasında Almanya`da kömürün hidrojenlenmesi yaygın olarak kullanılan bir teknikti, ama bu üretim yöntemi petrolden benzin elde etmekten çok daha pahalıya mal olduğundan giderek ticari önemini yitirdi.

Odun kömürü[değiştir]

Öte yandan ağacın havasız ortamda yavaş yavaş kısmen yakılmasıyla elde edilen ve siyah barut üretiminde ve metallerin sert yüzeylerinin kaplanmasında kullanılan "odun kömürü" veya "mangal kömürü" denir. Hammaddesi daha çok meşe odunundan sağlanır.

Kok kömürü[değiştir]

Taş kömürünün havasız ortamda, bütün uçucu bileşenlerinin giderildiği yüksek sıcaklıklara kadar ısıtılmasıyla elde edilen özellikle bazı önemli ya da önemsiz işlemlerinde kullanılan malzemeye ise kok kömürü denir.

Kok; gerçek anlamda bir kömür değildir. Tabiatta serbest halde bulunmaz, fabrikalarda taş kömürünün içindeki gazların çıkartılmasından sonra elde edilen kömürdür.

Hava gazı[değiştir]

Hava gazı ilk kez 18. yüzyılın sonlarında ayrımsal damıtma yoluyla İngiltere`de üretildi. Hava gazı elektriğin dünyada yaygınlaşmasından önce sokakların aydınlatımasında, merkezî ısıtmada ve konutların ısıtılmasında yaygın olarak kullanıldı. Yerini zamanla doğal gaz almış olmasına rağmen doğal gazın giderek pahalıaşması üzerine kömürden gaz elde etmek için değişik yöntemler aranmaya başlandı. Üzerinde çalışılan yöntemlerden biri de 1870`te geliştirilmiş olan kömürün toz halinde üretildikten sonra yüksek sıcaklıklarda hava vebuharla karıştırılmasıdır.

Dünyada kömür[değiştir]

Bilinen kömür yatakları incelendiğinde, Güney ve Kuzey yarımküreler arasında önemli bir farklılık olduğu görülmektedir. Güney yarım küre kömür bakımından oldukça yoksundur. Bunun nedeni Devosiyen dönem ve daha önceki dönemlerin alçak ovalarında kömür yataklarını oluşturacak ölçüde kalın bitki depolarının birikmesine elverişli bitkisel yaşamın olmayışıdır. Dünya sıralamasında, en büyük kömür üreticisi ilk beş ülke; Çin, ABD, Hindistan, Avustralya ve Güney Afrika`dır.

1991 yılında hazırlanmış tabloya göre bazı ülkelerin kömür rezervleri
ÜlkeLinyitBitümlüAltbitümlüToplam
Almanya56.150.00023.919.000-80.069.000
Amerika31.963.000112.668.00095.929.000240.560.000
Çin18.600.00062.200.00033.700.000114.500.000
Rusya Federasyonu100.000.000104.000.00037.000.000241.000.000
Türkiye7.339.000146.000-7.485.000

Türkiye`de kömür[değiştir]

Türkiye`de kömürün tarihçesi[değiştir]

Türkiye`de ilk taş kömürü madenciliği Uzun Mehmet’in 1829 yılında Ereğli’de kömürü bulmasıyla başlamıştır. İlk fiilî üretim ise 1848yılında "Hazine-i Hassa" tarafından havzanın Galata sarraflarına kiralanmasıyla gerçekleşmiş ve bu idare altında çok ilkel bir çalışma ile 40–50 bin ton civarında kömür üretilmiştir. Kırım Harbi’nin başlaması ile idare İngilizlere geçmiş, 1864 yılında ise devrin Kaptan-ı Deryası’na devredilmiş ve bir maden nazırlığı kurulmuştur. Bu devrede havzada büyük gelişmeler olmuş, tren ve dekovil hatları döşenmiş havzanın sınırları tespit edilmiş, kok, briket, ateş tuğlası ve çimento fabrikaları gibi tüketici tesisler kurulmuş ve üretim muntazam artışlarla 1907 yılında 735.000 tona erişmiştir. 1. Dünya Savaşı sırasında faaliyet tekrar gerilemiş savaşın sonunda ise havza Fransızlar tarafından işgal edilmiştir. Bu idare altında istihsal 1920 yılında 570.000 tona erişmiştir.

Türkiyede antrasit içeren kömür yatağına rastlanmamıştır. En çok rastlanan kömür çeşidi ise linyittir. Türkiye linyit bakımından oldukça zengin bir ülkedir ve toplam 8,4 milyar ton linyit rezervine sahiptir. Fakat bu rezervin %68’inin ısıl değeri az olduğundan, üretilen linyitler genellikle termik santrallerde kullanılır.

Çeşitli derinliklerdeki taşkömürü yatakları ile Ereğli, Zonguldak havzası Türkiye`nin en önemli taş kömürü havzasıdır. Taşkömürü rezervi ise toplam 1,35 milyar tondur.

Ayrıca her ne kadar kalori değeri düşük olsa da, elektrik enerjisi alanında Türkiye`nin en büyük linyit rezervi Afşin-Elbistan bölgesinde bulunmaktadır.

Türkiye`deki başlıca linyit yatakları

Kömür Çeşitleri ve Kullanım Alanları

Kömür insanoğlunun yaşamında önemli bir yer tutar. Kömür elektrik üretiminde, demir--çelik ve çimento imalatında, endüstriyel proseslerde buhar üretmek ve ısınma amacı ile kullanılır. Dünya`da elektrik üretiminin yaklaşik olarak %40`ı kömürden sağlanmaktadır. Birçok ülkede elektrik üretiminin önemli bir bölümü kömürden elde edilmektedir. Bu oran ABD`de ve Almanya`da (%53), Yunanaistanda (%69), Çin de (%75), Danimarka da(%77), Avustrulya da (%83), Güney Afrika da (%93), Polonya da (%95) dir. Türkiyede elektrik enerjisinin (%32) `si kömür den elde edilmektedir.


Türkiye`de Kömür Kullanım Alanları:

TAŞ KÖMÜRÜ:
Çıkarılan en eski kömürdür.
Kullanıldığı Yerler:

    Demir-çelik ve kimya endüstrisinin enerji kaynağıdır.
    Isıtılarak kok kömürü şeklinde de kullanılır.
    Yakıt ve yağlama yağları üretiminde
    Taş Kömürü:
    Yaklaşık 250 milyon yıl önce tropikal ormanların dev ağaçlarının çamur ve kum birikintileri altında
    havasız kalarak parçalanmasıyla oluşmuştur.Daha sonra bu yığınların üstüne toprak ve kaya katmanları
    çökmüş ve basınç altında sıkışarak sertleşmiştir.
    Ülkemizdeki Taş Kömürü Yatakları:
    Zonguldak-Ereğli
    Kastamonu-İnebolu
    Ülkemizde Tüketildiği Tesisler:
    Ereğli-Karabük demir-çelik fabrikası
    Trenler ve gemiler
    Çatalağzı termik santrali

**Son yıllarda üretim artan tüketimi karşılamadığı için taşkömürü ithalatı yapılmaktadır.


LİNYİT:

Koyu kahverengi ve kolaylıkla kırılabilen bir kömürdür.
Kullanıldığı Yerler:

    Isınmada
    Katran, akaryakıt, yağ, parafin, stearin ve asfalt elde edilir
    Sanayide
    Elektrik enerjisi üretiminde
    Ayrıca kok da üretilmektedir.

Ülkemizdeki Linyit Yatakları:

    Kütahya-Tavşanlı, Tunçbilek, Değirmisaz
    Manisa-Soma
    Amasya-Çeltek
    K.Maraş-Afşin, Elbistan
    Ankara-Çayırhan, Beypazarı

Ülkemizde Tüketildiği Tesisler:

    Afşin-Elbistan termik santrali
    Soma termik santral
    Seyitömer termik santrali
    Yatağan termik santrali Tunç bilek termik santrali

Soma Linyit Kömürü

Soma Kömür Yatakları

Kömür oluşumunda en yerinde olgunluk ve en uygun oranlar Soma Kömürü Havzalarındadır.

600 milyon ton görünür rezerv ve yıllık 10 milyon ton üretim miktarı 4000-6000k.cal/kg ortalama AID ile başta Manisa ili Soma ilçesi olmak üzere Türkiye ekonomisine önemli miktarda katma değer yaratmaktadır.

Ülkemiz için çok önemli olan Soma linyit Havzası hakkında sırası ile yapılan çalışmalar kömürün oluşumu ve jeolojik formasyonlar hakkında bilgi verilecektir.


SOMA HAVZASINDA YAPILAN JEOLOJİK ÇALIŞMALAR


Soma Havzasında 1910’lu yıllarda başlayan jeolojik çalışmalar günümüze kadar devam etmiş olup, bugün Eynez, Kalemköy, Yaylaköy ve civarlarında sondajlı olarak devam etmektedir. Soma Havzasında jeolojik olarak aydınlamasına katkı koyanlar Dr. K.NEBERT, Dr. HAYR, Dr. KLEİNSORGE, Dr. BRINKMAN, Dr.RAMBERG, K.GÖKTUNALI, T.IŞIGANAR ile birlikte MTA’nın (Soma’da çalışan tüm jeoloji mühendislerini) saymak mümkündür. Soma Havzasıyla ilgili bilgileri sırası ile kömür oluşumu, oluşuma etki eden faktörler ve havzasının stratigrafisi, volkanizma ve tektonizma olarak verilecek.

KÖMÜR OLUŞUM ORTAMLARI

Kömür karasal (Limnik) ortamlarda veya denize yakın kıyısal bataklıklarda (Faralik), yerinde (Otokton) veya taşınarak (Allokton) gelen bitkisel malzemeleri çökelimi sonucu (Sedimanter) oluşmuş katı yakıtlardır.

Paralik Havzalarda; deniz seviyesinin sürekli yükselim ve alçalım göstermesi sonucu, birbirinden bağimsız olarak gelişmiş kömür damarlarının sayısı fazla buna karşılık damar kalınlıkları incedir.

Limnik Havzalarda ise; damar sayısını az olmasına karşılık damar kalınlıkları fazladır.

Türkiye’deki bilinen Linyit suhurlarının bir bölümü Limnik Havzalarda tamamı ise yerinde oluşmuştur.

KÖMÜRLEŞMEYE ETKİ EDEN FAKTÖRLER

1- Havzadaki bitkisel malzeme miktarı ve cinsi.

2- Zaman.

3- Isı.

4- Basınç.

5- Süpsidans.

Kömürleşme derecesine; zaman, ısı ve basınç kavramlarının her biri tek başına etki etmekte olup, üçünün birden ortak etkisi söz konusudur. Şöyleki; en yaşlı veya en çok basınca maruz kalmış bir kömür damarının kömürleşme derecesi her zaman en yüksek olmamaktadır.

Süpsidans; genel anlamda Havzanın çökmesi olarak ifade edilmektedir. Kömürleşme olayı için çökelen bitkisel malzemelerin havanın oksijeni ile temas etmeden indirgeyici bir ortamda kalmaları gerekmekte, buda Havzanın çökmesi sonucu mümkün olabilmektedir. Yalnız bu arada havza çökmesinin hızı önem kazanmaktadır. Eğer sübsidans fazla ise su deriniği arttırmakda, bu durumda turuvanın yetişmesi için gerekli bataklık ortam ortadan kalkmaktadır. Çökme az olduğu zaman da ise yığışan bitkisel malzemelerin havanın oksijeni ile temas ederek bozulması söz konusudur. Sonuç olarak; kömürleşmenin gerçekleşmesi için çökme hızının çökelen bitkisel maddenin havanın oksijeni ile temas etmeyecek kadar hızlı, su derinliğinin de artmayacağı kadar da yavaş optimum bir değerde olması gerekmektedir.

Bitkisel malzemenin çökelimi esnasında; aşırı havza çökmesi veya su rejimine bağlı olarak su derinliğinin fazlalaştığı dönemlerde, suyun içerisindeki suspansiyon halinde kaba taneli (kum, kil, silt) malzemenin çökelinin olmakta, bu ise kömür damarlarının arasındaki kil ara kesmelerin oluşumu şeklinde karşımıza çıkmaktadır.

SOMA HAVZASININ STRATİĞRAFİSİ

Soma havzasında kömürlü neojen formasyonlarının temelini zamana (peleozoyik) ait grovak ve ikinci zaman (mesozoyik) ait kireç taşı birimleri oluşmuştur.

Grovak birimi – Genellikle kum taşlarından ibarettir. Kum taşları kahverengimsi-gri renkli, ince taneli, sıkı çimentolu sert grovak bileşimindedir. Kum taşlarının arasında yer yer şistozite gösteren deformasyona uğramiş bazı hallerde ise killi şist özelliğindeki kil seviyeleri ile kireç taşı mercekleri ve çatlak zonları boyunca silisleşme de görülebilir.

Kireçtaşı Birimi-Gri-Koyu gri renkli rekristalize, mikrokristalin yer yer afanitik görünümdedirler. Kireçtaşları çatlaklı bir yapıda olup, genellikle çatlaklarda kalsit dolguları yer alır.

Neojen Formansyonları- Paleozoyik ve mezozoyik yaşlı temel kayaların üzerine neojen formasyonları diskordansla gelir. Neojen’e ait miosen serileri ‘M’,pliyosen serileri ‘P’ rumuzu ile gösterilmektedir.

SOMA FORMASYONU

M 1- Miyosen yaşlı kayaçların tabanında yer alır. En altta temele ait iri blok, çakıl ve killer üst kısımlara doğru kil-kum-kumtaşları en üst kısımlarda ise yeşilimsi plastik özellikteki kill seviyesi egemendir.

KM 1-2-Kömür Damarı - M 1 formasyonu tavanda dereceli olarak KM 1-2 kömür damarına geçiş gösterir. Tüm Soma Havzasında işletilebilir rezervin büyük bir kısmını işletilen kömürün (Deniş Çamtarla 3 panosu hariç ) tamamını oluşturan ana damardır.

Ana Damar KM 1-2 - Damar tabanda Linyit izli kil, Linyit’li kil özelliği taşımasına rağmen tavana doğru sert, parlak siyah, kırılgan, yüksek kalorili Linyit damarı şeklinde görülür.

M 2 Formasyonu- Litoloji genel olarak marndır. Bunun yanı sıra kireçtaşı bantları ve marn-kireçtaşı arasındaki geçiş birimlerini gözlemek olasıdır. Marn orta sertlikte(basma mukavemeti=comptessive 800 kg./cm 2 ) mavimsi gri renkli olup, bol miktarda yaprak ve kamış fosili içerir. Çok iyi tabakalanma gösterir, tabakalar laminadan 1- 2 m. kalınlığa kadar erişebilir.

M 3 Kireçtaşı - M 2 formasyonu dereceli olarak M 3 formasyonuna geçiş gösterir. Ara düzeyde havza genelinde gözlenebilen 1- 2 m. kaşınlıkta iyi tabakalanmış bol lamellibranş fosilli killi kireçtaşı seviyesi yer alır.

M 3 formasyonuna ait kireçtaşları sert (basma mukavemeti=compressive stregth 1200kg/cm 2) bej renkli, bol çatlaklıdır. Çatlaklarda kalsit dolguları ve yer yer irileşmiş kalsit kristalleri gözlenebilir. Bazı düzeylerde bol miktarda düzlem ve eksen sarılımlı gastraport fosili içerirler.

Kireçtaşları içerisinde bazı hallerde oldukça önemli kalınlıklara erişebilen yanal geçişli kil düzeyi gözlenir. Killer plastik, yeşilimsi-gri alacalı renkli olup, yer yer çakıllıdır.

Orta Damar KM 3 Linyit Damarı - Genel loarak M 3 formasyonunun üst kısımlarında kireçtaşı içerisindedir. Bunun yanısıra yanal sürekliliği olmayan ince damarlar halinde değişik seviyelerde de gözlenebilmektedir.

KM 3 damarı Deniş II. Sahasında işletilebilir özelliktedir. Bunun dışında havza genelinde yersel olarak işletilebilir özellik taşır.

DENİŞ Formasyonu

P 1 Formasyonu- Yeşilimsi alacalı renkli, yer yer çakıllı kil, serisit pullu kum ve gevşek kalkerli ince taneli kumtaşlarından oluşur.

KP 1-2 Kömür Damarı - P 1 formasyonunun tabanında sertliği az bej ve ender olarak yaprak fosili içeren marn birimi yer alır. Marnlar düşey ve yanal olarak tüf ve aglomeralara geçiş gösterir. Tüf birimi ince gevşek tutturulmuş bej ve açık sarı renkli olup, yer yer bol miktarda biotit pulcukları içerir. Aglomeralar ise sıkı çimentolu sert andezitik ve bazaltik elemanlıdır.

P 2 formasyonunun en üst düzeyinde çakıl-çakıltaşı birimi gözlenir.

Marn biriminin iyi tabakalanma göstermesine karşılık tüf, aglomera ve çakıltaşı birimleri kötü tabakalanmalıdır.

P 3 Formasyonu - Tüm havzada görülmeyen P 3 formasyonu Deniş-Tekeli Işıklar ve Eynez civarlarında gözlenir. Çok sert beyazımsı kötü tabakalanmalı silisit kireçtaşları P 3 formasyonunun hakim litolojisidir.

VOLKANİZMA:

Soma havzasında tespit edilen volkanizmaların ilki miosen sonrasına rastlar. Andezit ve bazalt olarak ortaya çıkan bu volkanizma miosen serilerini kırarak yükselir. Yan kayaçları ile yer yer kontakt metamorfizması oluşturan volkanizma bu havzanın bazı yerlerinde gözlenebilmektedir. Havzadaki ikinci önemli volkanizma neojen sonrası volkanizma olup, pleistosen volkanizması olarak adlandırılır. Pleistosen volkanizması ile havzada bazen görülen andezit, bazalt, tüf ve aglomeralar oluşmuştur. Kömürlü tabakaları kesip çıkan bu volkanizmalar kömürü tahribata uğratmıştır, Bu yüzden Kırınımlar meydana gelmektedir.


TEKTONİZMA:
Havzada miosen öncesinde alporojenezinin son safhalarında tektonik faaliyet sonucu pek çok fay oluşmuştur. Miosen öncesi oluşan bu faylanmalar neojendeki sedimantasyon esnasında da aktivitesini sürdürürler. Fayların teşekkülü ile sedimantasyon başlangıcı arasındaki zaman farkı küçük olduğunda alterasyon vasıtasıyla röyülef farkı eşitlenmemiştir.

Soma havzası genel olarak orta Bakırçay grabeni kuzeyde deniz sahası ve güneyde Kısrakdere Işıklar ve Eynez sahası olarak üç kısma ayırmak mümkündür. Bu üç blokta büyük ölçüde faydalanmalar mevcuttur. Büyük fayların atımın yer yer 100 m’ye ulaşmaktadır. Bunun yanında irili ufaklı çok sayıda normal faylarda mevcuttur. Havzada iki yerde de ters fay (bindirme) tespit edilmiştir. Sahada çok sayıda faylanma olmasına ragmen kıvrımlanmalar (antiklinal ve senklinal) fazla değildir. Sahada yer yer küvetlenmeler görülmektedir. Tabaka eğimleri genel olarak güneybatı yönünde olmasına ragmen bunun aksine eğimlerde görünmektedir. Linyit damarı genel olarak 20 0 dolayında bir eğime sahiptir. Bunun yanında yer yer 50 0 ye varan eğimlerde tespit edilmiştir.

Kömürün Oluşumu

Kömür Nedir? Kömür Nasıl Oluşur?
Kömür, nebatların bataklık alanlarda birikmesi sonucu oluşan tabakaların değişime uğraması neticesi meydana gelmiştir. Bu
tabakalar üzerine çeşitli çökeltilerin birikmesi ve arz`ın hareketleri sonucu derinliklere gömülmüştür. Gömülmüş olan bu
nebatlar; artan ısı ve basınca maruz kaldıklarında bünyelerinde fiziksel ve kimyasal değişikliğe uğrayarak kömüre dönüşürler.
Bu proses milyonlarca yıl içinde gerçekleşerek kömürler organik olgunluklarına göre Linyit, Altbitümlü, Kömür, Bitümlü kömür
ve Antrasit tiplerine ayrılırlar.


Linyit ve kısmen AltBitümlü kömürler genellikle yumuşak, kırılgan ve mat görünüştedirler. Bu tip kömürlerin ana özelliği göreceli
olarak yüksek nem içerirler ve karbon içerikleri düşüktür. Antrasit ve Bitümlü kömürler ise genellikle seert ve parlak
görünüştedirler. Göreceli olarak nem içerikleri düşük olup, karbon oranları yüksektir. Jeolojik olarak kömürlerin yaşları 400
milyon yıl ile 15 milyon yıl arasında değişir. Genellikle yaşlı kömürler daha kalitelidir.
Tüm Dünyada Günlük Hayatta Kömür Niçin Önemlidir?
Kömür Dünyada en yaşlı bir şekilde bulunan, güvenilir aynı zamanda düşük maliyetlerle elde edilebilen temiz bir fosil yakıtıdır.
Yaygın : Kömür Dünya`da 50 den fazla ülkede üretilmektedir. Kömür rezervleri diğer fosil yakıtlar gibi (petrol ve doğalgaz)
Dünya`nın belli bir bölümünde değil fakattüm dünyada yaygın bir şekilde bulunmaktadır.
Emniyetli : Kömür kullanımı, depolaması ve nakliyesi açısından en emniyetli fosil yakıttır.
Güvenilir : Endüstriyel ve diğer alanlarda elektrik enerjisinin rekabetçi fiyatlarla ve güvenilir olarak temini açısından, kömürün
Dünyada yaygın bir şekilde bulunuşu ve bir çok ülke tarafından üretiliyor oluşu tedarikde güvenirliliği sağlamaktadır.
Temiz : Temiz Kömür Teknolojileri kullanılarak günümüzde kömür tüm dünyada doğayı doğayı kirletmeden kullanılmaktadır.
Ucuz : Elektrik Enerjisi Üretiminde ucuz ve rekabetçi bir yakıt olması nedeniyle Dünya elektrik üretiminin yaklaşık % 40 ` ı
kömürden karşılanmaktadır.

Kömür homojen olmayan, kompakt, çoğunlukla lignoselülozik bitki parçalarından meydana gelen, tabakalaşma gösteren,
içersinde çoğunlukla C, az miktarda H - O - S ve N elementlerinin bulunduğu ama inorganik (kil, silt, ,z elementleri gibi)
maddelerinde olabildiği, bataklıklarda oluşan, kahverengi ve siyah renk tonlarında olan, yanabilen, katı fosil organik kütlelerdir.
Kömürler yakıt hammaddesi oldukları gibi, değişik amaçlarda (kok yapımı, kimyasal madde üretimi gibi alanlarda) da
kullanılırlar.
Kömürler, bataklık ortamlarda, uygun (nemli ve sıcak iklimin bulunması, yeterli organik maddenin ortama gelmesi, bataklık
suyunun Ph şartlarının 4-5 civarında bulunması, bataklığın malzeme gelimi ile birlikte aşağı doğru çökelmesi, bataklığın zamana
bağlı olarak örtülmesi gibi) şartların sağlanması durumunda, bitki parçalarının bozuşması, parçalanması, bataklık suyu ile bir jel
haline gelmesi, bazı kimyasal reaksiyonlar sonucu bu organik malzemenin fiziksel ve kimyasal değişikliklere uğraması sonucu
meydana gelirler.
Kömürleri meydana getiren bataklıkların geliştiği ortamlar;
- Deltalar (en kalın kömür damarlarının oluştuğu ortamlardır),
- Göller (Göl kıyıları, kalın kömür damarlarının meydana geldiği uygun bataklık ortamlardır),
- Lagünler ( Deniz etkisinin olduğu ince kömür damarcıklarını meydana getirirler),
- Akarsu taşma ovaları (İnce kömür damarcıklarını oluştururlar).
Kömürleşme ("Coalification") olayı
Çoğunlukla bitkisel maddeler ya da bitki parçaları uygun bataklık ortamlarda birikip, çökelir ve jeolojik işlevlerle birlikte yer
altına gömülürler. Yerin altında, bu organik kütleler, gömüldükten sonra, önceleri gömülmenin oluşturduğu basınç şartları, daha
sonrada ortamın ısısal şartlarından etkilenirler. Bu etkilenme sonucu bu organik maddenin bünyesinde fiziksel ve kimyasal
değişimler meydana gelir. Önceleri turba olarak adlandırılan ve kömürlerin ataları olarak bilinen bu organik maddeler zamanla
daha koyu renklere sahip olur ve daha sert yapıya sahip olurlar. Sıcaklık ve basınç şartlarının bu kütlelere etkimesi sonucu, bu
ortamdan, sırasıyla önceleri (turbadan-taşkömürü aşamasına kadar) su ve su buharı, karbon dioksit (CO2), oksijen (O2) ve en
ileri aşamalarda hidrojen (H2) (antrasit aşamasında) uzaklaşır. Tabii ki bu süreçte ideal şartlar ve ortamın ısısal şartlarının uzun
bir dönem içersinde (binlerce yıl) baskın olması ve artması gerekmektedir. yer ısısı her 30 metrede 10 C artmaktadır. Şüphesiz
sıcaklık artışı ideal ve normal şartlar için geçerlidir. BU şartların dışında (volkanik faaliyet, fay hareketleri, radyoaktif
elementlerin bulunduğu ortamlarda) yerin ısısı olağan üstü bir şekilde ve normalden çok fazla bir şekilde artmaktadır. Yerin ısısı
arttıkça önceleri "turba" olarak adlandırılan ama kömür sayılmayan bu organik madde, önce "linyit" daha sonra "alt bitümlü
kömür", sonra "taşkömürü", "antrasit" ve en sonunda şartlar uygun olursa "grafit" e dönüşür. Bu ilerleyen olgunlaşma
sürecine "Kömürleşme ("Coalification")" denmekte, her seviyeye de "kömürleşme derecesi" ("Rank")" denmektedir.
Kömürler şüphesiz içlerinde kil, silt, kum ve değişik oranlarda inorganik (mineral) madde bulundururlar. Kömürlerin içersinde
bulunan bu inorganik maddeler kömürün kalitesini direkt olarak negatif yönde etkilerler. Bir kömürün kalitesi, kullanıldığı alana
göre farklı anlamlar içerebilir. Örneğin; kok imalinde en kaliteli kömür, şişebilen, gözenekli hale gelebilen ve dayanıklı olabilen,
okside olmamış kömürler en iyi kömürlerdir.Yakıt hammaddesi olarak kömürün koklaşması bir anlam ifade etmez, en aranan
özellik fazla ısısal niteliğe sahip olmasıdır. Kömürü sıvılaştırma işlemine tabi tuttuğumuzda ise en aranan özelliği uçucu
maddesinin fazla olası vs. gelmektedir. Ama tümünde inorganik madde istenen bir bileşen değildir.
Kömürlerin ("A.S.T.M") Sınıflaması
Kömürler bir çok değişik sınıflamalara tabi tutulurlar. Avrupalılar kömürü "sert kömür (linyit üzerindeki kaliteli kömürler)",
"kahverengi kömür" olarak sınıflandırılırlar. En yaygınca kullanılan sınıflama şüphesiz, aşağıdaki çizelgede bulunan A.S.T.M
(1983) ve uçucu madde, kalori değerini esas alan sınıflamadır. Bir inorganik maddeyi iyi tanımlayabilmek için bazen bu
sınıflamalar yetmemekte ve organik petrografik incelemeleri de dikkate alınmaktadır.
Ancak kömürlerin kömürleşme dereceleri de en doğru şekilde yansıma değerleri ile ortaya konabilmektedir. Bu değerlerin
yanında çevre açısından kirletici unsuru olan bazı iz element ıçeriklerinin (Arsenik, Kadmiyum gibi)
bilinmesi de önemlidir.
Kömürlerin Fiziksel ve Kimyasal Özellikleri
Kömürler gevrek, kınlgan, yanabilen, içerisinde organik maddeler dışında değişik özellikte inorganik maddeler de içeren tortul
kayaçlar dır. Kömürlerin fiziksel özelliklerinden ziyade halk arasında kimyasal özellikleri çok kullanılmaktadır.
Kaynak : MTA, TKİ

Kömür Terimleri Legend

Kömür ile ilgili kömüre özel terimleri burada bulabilirsiniz. Kömür tanımlanırken bu terimler ışığında daha kolay ve kullanışlı bir legend elde etmek için sitemizde yer alan tüm terimleri sizler için oluşturduk.


TÜVENAN KÖMÜR:
Tüvenan kömür, bir kömür ocağından tabii olarak çıkarılıp hiçbir işleme tabi tutulmayan ham kömürdür.


KRİBLE KÖMÜR:
Krible kömür, ayıklama ve eleme işlemine tabi tutulmuş tüvenan kömürdür.


ELENMİŞ KÖMÜR:
Elenmiş kömür, belli delik aralıklı eleklerden elenmiş ve belli boyut sınırları arasında sınıflandırılmış kömürdür.


TEMİZLENMİŞ KÖMÜR:
Temizlenmiş kömür, yaş veya kuru bir sistemle temizleme işlemi görmüş kömürdür.


YIKANMIŞ KÖMÜR:
Yıkanmış kömür, yaş bir temizleme işlemi görmüş kömürdür.


TOPLAM RUTUBET (NEM):
Numune olarak alınmış olan kömürde standart şartlar altında bertaraf edilebilen rutubet miktarıdır.


BÜNYE RUTUBETi (Bünye Nemi - Higroskopik Nem):
Havada kuru kömür numunesinin 105 C sıcaklıkta oksijensiz bir ortamda sabit bir ağırlığa ulaşıncaya kadar kaybettiği rutubettir.


SERBEST RUTUBET (Yüzey Rutubeti - Kaba Nem):
Tüvenan kömürün, havada kuru kömür haline dönüşünceye kadar kaybettiği rutubet olup buna kaba nem adıda verilir.


HAVADA KURUMUŞ KÖMÜRDE RUTUBET (NEM):
Maruz kaldığı havada yaklaşık bir dengeye ulaşan kömür numunesindeki rutubettir.


TOPLAM KÜL :
Bir kömür numunesinin tam yakılması sonucu arta kalan mineral maddelerin toplam ağırlığının % olarak ifadesidir.


BAĞIL KÜL :
Fiziksel yollarla kömürden uzaklaştırılamıyan mineral maddelerdir.


GAZ :
Kömürün havasız ( oksijensiz) ortamda ısıtılması ve damıtılması sırasında kaybettiği kütledir. Uçucu madde ve Rutubet
toplamından oluşur.


UÇUCU MADDE :
Kömürdeki gaz miktarından rutubet miktarının çıkarılmasıyla bulunan değerdir.


SABİT KARBON :
Kömürdeki ; Rutubet, Kül ve Uçucu Madde toplamlarının 100`den çıkartılması ile bulunan değerdir.


ELEMENTEL KARBON :
Kömürün bileşiminde bulunan sabit(serbest) ve bağlı karbon toplamından oluşan değerdir.


SAF KÖMÜR :
Kömürde faydalanılan kısım olup, Uçucu madde ve Sabit karbon toplamından oluşur.


KOK :
Kömürdeki Sabit karbon ve Kül miktarının toplamıdır.


KOK HASSASI:
Gaz tayini sonucu kalan kömürün şekil ve renginin ifadesidir.


TOPLAM KÜKÜRT :
Kömür numunesi içerisindeki tüm kükürt bileşiklerinin ( sülfat,organik, serbest,pirit,
kalkopirit v.b.) ihtiva ettiği kükürdün % de olarak ifadesidir.


KÜLDE KALAN KÜKÜRT: ( Yanmaz Kükürt)
Kömür numunesinin en fazla 850 C `da tam yakılması sonucu elde edilen kül içerisinde sülfatlı bileşikler halinde kalan kükürdün
% de olarak ifadesidir.


YANAR KÜKÜRT:
Kömür numunesinin en fazla 850 C `da tam yakılması sonucunda yanma gazlarında kükürt bileşiği halinde bulunan kükürdün %
de olarak ifadesidir.


YUKARI ( ÜST ) ISI DEĞERİ:(Kalori Değeri)
Kömür numunesinin kalorimetre bombasında tam yakılması sonucu açığa çıkan ısının Kcal/Kg. olarak ifadesidir.


ALT ( AŞAĞI ) ISI DEĞERİ:(Kalori Değeri)
Kömür numunesinin kalorimetre bombasında tam yakılması sonucu açığa çıkan Üst ısı değerinden kömürün rutubeti ile
kömürdeki Hidrojenin yanması sonucu oluşan suyun kondensazyon ısıları toplamının çıkarılması ile hesaplanan ısının Kcal/Kg.
olarak ifadesidir.

Kömür Seçimi ve Kullanım Kolaylığı

Kömür Dünya`nın en bol, en sağlam ve en güvelilir fosil yakıtıdır. Aynı zamanda rekabet edebilir bir maliyete sahiptir. Kömür gün geçtikce daha
temiz bir yakıt olmaktadır. Temiz kömür teknolojileri; enerji verimliliğini artırmakta ve kömürün neden olduğu çevre gaz emisyonlarını
azaltmaktadır.


Madencilik sısrasında, enerji verimliliği, kaçak emisyonlardan kaçınma/azaltma ve kömür yatağındaki metanın kullanımı ve iyileştirilmesi
vasıtasıyla madenciliğe ilişkin gelişmeler başarılı olabilmektedir.
Kömürün hazırlanması/yararlı hale getirilmesi(zenginleştirilmesi) yoluyla mineral miktarı, nem, kükürt ve kül miktarının azaltılması termal tüketim
verimliliğini artırmaktadır. Yeni ve ikame edilen tüketim kolaylıklarıyla daha yüksek verimlilik teknolojisinin yaygınlaşması ve verimli yönetim
programlarının tanıtımı kömürün performansını artırmaktadır. Aynı zamanda kömürün, (biolojik kütle),(şeker kamışı) ve atık maddeler gibi
yenilenebilir, yanabilen bitkiler için "ortak yakıt" olarak anahtar bir rol oynadığı unutulmamalıdır.
Karbondioksitin tutulması, kullanımı ve depolanmasıyla yanma sonrası ortaya çıkan olanaklar endüstri çözümleri olarak ortaya çıkmaktadır. Çelik
üretimi sırasında ortaya çıkan ısı/enerji kullanımını maksimize etmek ve kok yapımı esnasında üretilen gazların kullanımı ve iyileştirilmesi yoluyla
çelik yapmada kullanılan kömürden çıkan emisyonların azaltılması ve enerji verimliliği için olanaklar mevcuttur.
Kömür yanma ürünleri her ne kadar atık olarak değerlendirilse de bu yanma ürünlerinin çelik üretimine uygulanmasıyla önemli enerji ve emisyon
avantaşları sağlanabilmektedir.
Kömür evriminin bütün aşamaları, yeni buluşlar ve teknik gelişmeler vasıtasıyla emisyon azaltımları ve verimliliği artırmak için potansiyel
imkanlar sağlanmaktadır. Gelişen kömür teknolojisi ve verimliliği hem gelişmiş hemde özellikle gelişmekte olan ülkelerde önemli yararlar
sağlamaktadır.
Önemli olan kömürün kullanımı değil, kömürün nasıl kullanıldığının hedef noktası olmasıdır.
Temiz Kömür Teknolojileri; kömürün üretimi, zenginleştirilmesi ve kullanımında verimliği artırarak kömür kullanımının çevresel etkilerini
azaltmaya yönelik teknolojiler olarak tanımlanır. Temiz Kömür Teknolojilerinin uygulanması ile kömürün yanması sonucu ortaya çıkan emisyon
azaldığı gibi, tüketilen her ton kömürden elde edilen faydalı enerji artırılmış olur.
Temiz kömür teknolojileri çoğunlukla kömürün en fazla tüketildiği alan olan elektrik enerjisi üretiminde kullanılmaktadır.
KÜKÜRT GAZI ARITMA TESİSLERİ

Kömürün içeriğinde bulunabilen kükürt elementi ve/veya minerali kömürün yanması sonucu kükürt dioksit (SO2) gazına dönüşür. Atmosfere
salınan bu gazın çevreye olan olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak amacıyla "Baca Gazı Arıtma" tesisleri kurulur. Baca gazları ile atmosfere
salınmadan önce SO2 gazı ve CaCO3 eriyiğinden geçirildiğinde kalsiyum sulfat (CaSO3) bileşiğine dönüşerek katı halde jips elde edilir. Elde edilen
jips inşaat sanayiinde faydalı bir yapı malzemesi olarak kullanılır.

Kömür Çeşitleri ve Kullanım Alanları

Kömür insanoğlunun yaşamında önemli bir yer tutar. Kömür elektrik üretiminde, demir--çelik ve çimento imalatında, endüstriyel proseslerde buhar üretmek ve ısınma amacı ile kullanılır. Dünya`da elektrik üretiminin yaklaşik olarak %40`ı kömürden sağlanmaktadır. Birçok ülkede elektrik üretiminin önemli bir bölümü kömürden elde edilmektedir. Bu oran ABD`de ve Almanya`da (%53), Yunanaistanda (%69), Çin de (%75), Danimarka da(%77), Avustrulya da (%83), Güney Afrika da (%93), Polonya da (%95) dir. Türkiyede elektrik enerjisinin (%32) `si kömür den elde edilmektedir.


Türkiye`de Kömür Kullanım Alanları:

TAŞ KÖMÜRÜ:
Çıkarılan en eski kömürdür.
Kullanıldığı Yerler:

    Demir-çelik ve kimya endüstrisinin enerji kaynağıdır.
    Isıtılarak kok kömürü şeklinde de kullanılır.
    Yakıt ve yağlama yağları üretiminde
    Taş Kömürü:
    Yaklaşık 250 milyon yıl önce tropikal ormanların dev ağaçlarının çamur ve kum birikintileri altında
    havasız kalarak parçalanmasıyla oluşmuştur.Daha sonra bu yığınların üstüne toprak ve kaya katmanları
    çökmüş ve basınç altında sıkışarak sertleşmiştir.
    Ülkemizdeki Taş Kömürü Yatakları:
    Zonguldak-Ereğli
    Kastamonu-İnebolu
    Ülkemizde Tüketildiği Tesisler:
    Ereğli-Karabük demir-çelik fabrikası
    Trenler ve gemiler
    Çatalağzı termik santrali

**Son yıllarda üretim artan tüketimi karşılamadığı için taşkömürü ithalatı yapılmaktadır.


LİNYİT:

Koyu kahverengi ve kolaylıkla kırılabilen bir kömürdür.
Kullanıldığı Yerler:

    Isınmada
    Katran, akaryakıt, yağ, parafin, stearin ve asfalt elde edilir
    Sanayide
    Elektrik enerjisi üretiminde
    Ayrıca kok da üretilmektedir.

Ülkemizdeki Linyit Yatakları:

    Kütahya-Tavşanlı, Tunçbilek, Değirmisaz
    Manisa-Soma
    Amasya-Çeltek
    K.Maraş-Afşin, Elbistan
    Ankara-Çayırhan, Beypazarı

Ülkemizde Tüketildiği Tesisler:

    Afşin-Elbistan termik santrali
    Soma termik santral
    Seyitömer termik santrali
    Yatağan termik santrali Tunç bilek termik santrali

Kazan Sistemlerinde Kömür Kullanımı

Manuel yakma sisteminde kömür sistematik olarak değil, yanma süresine göre belirli aralıklarla beslenerek kullanıcı tarafından yapılır. Bu sistemlerde genel olarak ızgara boyutlarına bağlı olarak tüm kömür çeşitleri kullanılabilir.


KULLANIM ALANI ve ŞEKLİ

Katı yakıtlı stokerli kazanımız manüel olarakta kullanılmaktadır kat kaloriferleri bağımsız konutlar, villalar, apartman daireleri, işyerleri ve ofisler için konforlu ve ekonomik bir ısınma sağlamak ve bu sistemde yaşayacağınız sıkıntıları en aza indirmek amacı ile üretilmiştir.

Çok hassas çalışabilen dijital kumanda paneli, özel iç tasarımı İle %88 `e ulaşan verimliliğe sahiptir. Ayrıca yakıt beslemesi alttan olmasından dolayı verimi arttırmakta ve atık madde miktarını azaltmaktadır.
Kazanımız üç gaz geçişli olup ısıyı bacadan direk atmaz, duman kırıcı dilimler sayesinde 3 kez dolaştıktan sonra ısı en verimli şekilde kullanılarak bacadan çıkar.

Geniş hacimli bunkeri sayesinde yaklaşık üç günlük yakıtı depolayarak günlük kömür doldurma zahmetinden kurtarır. Yakıt besleme ağzı sayesinde yanma potasına ulaşım ve ilk tutuşturma kolaylıkla yapılabilir. Yanma potası etrafı refraktor betonuyia kapatılarak yanma bölgesindeki sıcaklık arttırılmış ve yanmamış kömürün yükleme esnasında dökülmesine engel olunmuştur. Dijital kumanda paneli üzerinde bulunan LCD ekrandan ayarlanan bütün değerleri rahat ve net bir şekilde görebilirsiniz. Hassas çalışabilen kumanda panelinden yapacağınız ayarlardan sonra kazan en verimli ve ekonomik şekilde otomatik olarak çalışacaktır. Yanma potasının Ön tarafında bırakılan boşluktaı külü zahmetsiz bir şekilde geniş hacimli kül kovasına alabilirsiniz.

Yakıt yükleme ve bekleme süreleri hava şartlarına ve binanın durumuna göre kullanıcı tarafından kolaylıkla ayarlanabilmekte, ayarlanan sürelerinin akış sistematiği ve çalışma pozisyonu ekranda görülebilmektedir. Yakıt yüklemesi helezon aracılığı ile alttan yapıldığı için alevin sönmesi gibi olumsuzluklar ortadan kaldırılmıştır.

Kurum temizliği, özel tasarımı sayesinde diğer borulu kazanlar gibi haftada bir değil, yılda bir veya kez yapılması yeterlidir. Kurum temizleme kapağı Önde olup kazanı kurum temizleme işlemi emsali olan diğer kazanlara göre daha basit bir biçimde yapılabilmektedir.


Etiketler: Kömürün Oluşumu - sınıflar - çeşitleri fiyatı kömür - kömürcü - kömürler

Diğer TEKNOLOJİ haberleri

  • PAYLAŞ

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.